Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi.
Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.Kanseri anlamak mümkün mü?Kanserden korunmanın yolları neler
Kanserde erken teshis cok onemlidir. Kanser turleri bireylerin bunyesine gore farkli etkilesimde bulunabilir. En onemlisi umutsuzluga kapilmadikca kanseri yenme ihtimaliniz her zaman vardir. Kanseri yendikten sonra da cok sıkı bir bakim gerekmektedir.
Hastalığınızın teşhis ve tedavi aşamalarında; hastalığı kabullenmeye çalışmak, tedavinin yan etkileri ile başa çıkmak ve korkuya kapılmak gibi bazı olumsuz duygular yaşayabilirsiniz. Tüm bu zorlukların üstesinden gelebilmek için hastalığınız ve tedaviniz hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinmelisiniz. Böylelikle kendinize büyük ölçüde yardımcı olabilirsiniz.Bu site kanser tedavisi gören ve/veya geçmiste tedavi görmüş kişilerin ve yakınlarının yazıştığı, bilgi alışverişinde bulundukları, birbirlerine destek oldukları bir yazışma alanıdır..
İngiltere'de bir grup bilim insanı en yaygın iki kanser türü olan, akciğer ve cilt kanserlerinin tam bir genetik haritasını çıkarmayı başardılar.
Bulgularını Nature adlı bilim dergisinde yayımlayan Wellcome Trust vakfından uzmanlar hücrelerin kanserli hale gelmesine yol açan binlerce mütasyon yani değişimi belgeliyor ve bazı durumlarda sebebi de saptayabiliyorlar.
Örneğin akciğer kanserinde, her onbeş sigara içildikçe bir mütasyonun meydana geldiği tahmin ediliyor.
Kanserlerin genetik yapısının çözümlenmesi gelecekte her bir hastaya en uygun özel tedavi biçimlerinin geliştirilmesinin yolunu açabilecek.
İngiliz Bilim adamları, birçok kanserin sorumlusu olduğuna inanılan genin hücrelerini yok eden enzim bulduklarını açıkladılar.
İngiltere Kanser Araştırma Merkezi ve Uluslararası Kanser Araştırma Derneği'nde görevli bilim adamları, proteaz HtrA2'nin birçok lösemide, göğüs ve akciğer kanserlerinde yüksek seviyede bulunan onkojen WT1 hücrelerini temizleyebildiğini buldular.
WT1'in kanserde iyi bilinen bir faktör olduğunu belirten araştırmacılar, ender görülen kanserlerden olan Wilms' tümörünün böbrek gelişimini bastırdığını açıkladılar.Molecular Cell dergisinde yayınlanan en son araştırmada, ilk kez WT1 hücrelerini yok eden enzimin keşfedildiği açıklandı. Manchester's Üniversitesi Yaşam Bilimleri Fakültesi'nden Dr Jorg Hartkamp, "Kansere WT1'in yol açtığı yıllardır biliniyordu. Ancak, bunun nasıl işlediği anlaşılamamıştı. Böylece, WT1'in düzenleyici etki alanı üzerinde çalışırken, kazayla proteaz HtrA2'nin rolünü keşfettik
Kanser hastalarına kişiye özgü tedavi olanağı sağlayan ''Onkogram'' adlı laboratuvar metodunun daha da geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar yürüten Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Ulukaya, bu yöntemin rutin bir test olarak hastanelerde uygulanabilmesi için SGK'ya başvuracak.
UÜ Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı'nda görevli Prof. Dr. Engin Ulukaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de ilk onkogram laboratuvarının UÜ'de 2006 yılında faaliyete geçtiğini hatırlattı.
Ulukaya, teşhisi aynı olsa bile her kanser hastasının moleküler düzeyde diğerinden farklı olduğunu, dolayısıyla aynı ilaçla ve yöntemle tedavinin herkeste başarılı sonuç vermeyeceğini belirterek, onkogramla bu sakıncaların ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurguladı.
Onkogramda yapılan analizlerle kişiye uygun ilaçların belirlenebildiğini, ancak bu testlerin oldukça pahalı olduğunu ifade eden Ulukaya, şunları söyledi:
''Bu test yöntemi ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılıyor. 'ATP-TCA' olarak da isimlendirilen yöntemde, temel olarak kanserli hastadan alınan doku örneği, kültür hücresine dönüştürülüyor ve hastanın hangi kanser ilaçlarına karşı direncinin, hangilerine karşı duyarlılığının olduğu belirleniyor. Bu test kanser tedavisinde başarıyı artırmak için oldukça önemli. Bu yöntemle, kanser hastalarında gereksiz ilaç kullanımı olmayacağı için ilaçların yan etkileri de son buluyor.
Kanser tedavisinde kullanılan şimdiki yöntem, sonuçlarından tam emin olunamayan bir tedavi şekli. Onkolojik hastalıkların tedavisinde ülkenin harcadığı oldukça önemli bir bütçe var. Bu bütçenin yaklaşık yüzde 40'lık bölümü, sırf onkolojik ilaçların yarattığı yan etkileri tedavi etmek amacıyla kullanılıyor. Dolayısıyla hasta, bir ilaca karşı dirençliyse, bizim metot da eğer bunu söylüyorsa, o zaman onkolog o hasta için en azında bu ilacı kullanmayayım diyebilir. Bu metot hastanın hangi ilacı kullanmaması gerektiğinin belirlenmesi noktasında güvenilir bir metottur.''
Kanser tedavisinin oldukça pahalı olduğuna işaret eden Ulukaya, onkogram testi yaptırılmasının hastayı gereksiz ilaçlarla zaman kaybetmekten, devleti de pahalı tedavi yükünden kurtaracağını ifade etti.
Maliyetinin fazlalığı nedeniyle hala rutin bir test haline gelmeyen bu yöntemin geliştirilmesiyle ilgili çalışmaların son aşamada olduğunu dile getiren Ulukaya, şunları kaydetti:
İngilterede yapılan bir araştırmada, kansere yol açan DNA hasarını yok eden proteinler keşfedildi.
Londradaki Kings College Üniversitesi ile Kanser Araştırmaları Kurumu nun araştırmasında SUMO adı verilen bir protein familyasının en ciddi DNA hasarlarını bile onardığı belirlendi. Araştırmada, meme kanseri riskini büyük ölçüde artıran BRCA1 genindeki bir bozukluğun bu proteinler tarafından tamir edildiği görüldü.
Araştırmanın sonuçlarını Nature dergisinde yayımlayan bilim adamları, bu keşif sayesinde kansere karşı yeni tedavi yöntemleri geliştirilebileceğini söyledi. Bu yöntemle geliştirilecek ilaçların kemoterapideki gibi yan etkilere yol açmadan iyileşme sağlayabileceği belirtildi.
İngiliz bilim insanları küresel alanda gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda yalnızlığın kanser hastalığını öldürücü boyuta çıkardığını belirttiler.
2009-12-08 - 13:41
İngiltere’nin Ulusal Bilim Akademisi araştırmacıları, yalnızlığın kanser hastalığına yakalanma riskini ve öldürücülüğünü arttırdığını belirtti.
YALNIZLIK KANSERİ GÜÇLENDİRİYOR
Sıçanlar üzerinde yapılan araştırmada, yalnız bırakılan hayvanlarda tümör gelişimin çok daha fazla olduğu ortaya çıkarıldı.
Bilim insanları kemirgenler üzerindeki etkinin insanlarda da aynı olup olmadığını kesinleştirmek için daha fazla test yapılması gerektiğini belirtirken, Yale Üniversitesi araştırmacıları fareler üzerinde yapılan deneylerde duygu, çevre ve hastalık ilişkinin belirleyici olduğunu ifade ettiler.