Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi.
Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.Kanseri anlamak mümkün mü?Kanserden korunmanın yolları neler
Kanserde erken teshis cok onemlidir. Kanser turleri bireylerin bunyesine gore farkli etkilesimde bulunabilir. En onemlisi umutsuzluga kapilmadikca kanseri yenme ihtimaliniz her zaman vardir. Kanseri yendikten sonra da cok sıkı bir bakim gerekmektedir.
Hastalığınızın teşhis ve tedavi aşamalarında; hastalığı kabullenmeye çalışmak, tedavinin yan etkileri ile başa çıkmak ve korkuya kapılmak gibi bazı olumsuz duygular yaşayabilirsiniz. Tüm bu zorlukların üstesinden gelebilmek için hastalığınız ve tedaviniz hakkında mümkün olduğunca çok bilgi edinmelisiniz. Böylelikle kendinize büyük ölçüde yardımcı olabilirsiniz.Bu site kanser tedavisi gören ve/veya geçmiste tedavi görmüş kişilerin ve yakınlarının yazıştığı, bilgi alışverişinde bulundukları, birbirlerine destek oldukları bir yazışma alanıdır..
Danimarkalı bilim adamları kanserle mücadelede önemli bir tedavi yöntemi geliştirdi. RNA 129 adlı mikromolekülün şırıngayla kanser hücrelerine aktarılması durumunda bu hücrelerin 24 ila 48 saat içinde yok olduğu tespit edildi
Danimarka’nın ikinci büyük kenti Aarhus’ta bulunan Skejby Üniversite Hastanesi’nde kanser üzerinde araştırma yapan bilim adamları, kanser hücrelerini 48 saat içinde yok edecek yeni bir tedavi yöntemi geliştirdi.
Kopenhag Üniversitesi’nde araştırmacı olarak görev yapan Aslı Silahtaroğlu adlı Türk kadın profesörle çalışmalar da yapan Skejby Üniversite Hastanesi proföserlerinden Torben Örntoft, özellikle uzun yıllardır bilinen mikro moleküller etrafında bulunan bir mikromolekül tabaka üzerinde araştırma yaptıklarını söyledi.
Örntoft, RNA 129 adlı mikromolekülün şırıngayla kanser hücrelerine aktarılması durumunda kanserli hücrelerin 24 ila 48 saat içinde yok olduğunu tespit ettiklerini söyledi.
Milliyet'in haberine göre Danimarkalı bilim adamlarının bu buluşunun özellikle mesane kanseriyle mücadelede etkili olacağı, ekibin kalın bağırsak kanserinde de aynı buluşu yaptığı bildirildi.
Kanser araştırmaları kök hücreye ve aşıya odaklandı
Gen tedavisinin 20 yıllık geçmişine rağmen kanserde beklentileri karşılayamadığını söyleyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Akbulut, kanser kök hücresinin keşfiyle birlikte tedavi konseptlerinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti.
Kanser kök hücresi konusunda Türkiye’de de önemli çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Akbulut Medical Tribune’e kanser kök hücre çalışmalarının geleceğini değerlendirdi.
Yaklaşık 7 yıldır gen tedavisi ve kanser kök hücresi konusunda çalışıyoruz. Son birkaç yıldır da kanser kök hücresi konusunda yeni gen tedavileri üzerine yoğunlaşmış durumundayım. Fakültede kurduğumuz laboratuvarımızda çalışıyoruz. Şu anki çalışmalarımız deneysel düzeyde. Kanserde gen tedavisi yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalışılan bir konu. 1980’lerde çok büyük umutlarla konu gündeme geldi, ancak 20 yılın ardından henüz elimizde gen tedavisiyle ilgili kesin bir çözüm reçetesi bulunmuyor. Buna karşılık klinik öncesine yönelik çok başarılı araştırmalar yapılıyor. Fakat henüz, ilaca ya da tedavi yöntemine dönüşmüş bir çözüm ortada yok. Bunun çeşitli nedenleri var. Şu ana kadar geliştirilen gen tedavisi ajanları kemoterapiyi kriter olarak alırsak, yeterince başarılı değil. Bu nedenle çalışmalar yeni hedeflere yöneldi, daha büyük başarılar getirebilecek yeni hedefler saptandı.
Yaz meyvelerinin, kansere neden olan genetik zedelenmeyi azaltıp tümörün büyümesini önlediği belirtildi.
Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, kolon ve yemek borusu kanseri, ağız içi kanser öncüsü oluşumlar ve nadir görülen bir reflü türü olan barret hastalığı; çilek, böğürtlen ve ahududu sayesinde iyileşme gösteriyor.
Dünyanın en büyük kanser merkezlerinden Ohio State Üniversitesi araştırmacıları hayvan ve insanlar üzerinde bu meyvelerin etkisini inceledi ve faydalarını bilimsel olarak da kanıtladı. Merkezin kanser önleme programı sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Laura Kresty, Birinci Uluslararası Kanser ve Beslenme Kongresi’nde böğürtlen türleri ve çilekle ilgili araştırmalarına dair bir sunum yaptı.
Kresty, "Bu meyvelerin bazı kanser türleri üzerindeki etkilerini araştırmak üzere yıllardır sürdürdüğümüz araştırmalarımızı birkaç yıl önce insanlar üzerinde uygulamaya başladık. Seçtiğimiz hasta grupları yemek borusu kanseri ve barret hastalığı taşıyan kişilerdi. Ayrıca ağız içi kanser öncülü olan bazı lezyonlar üzerinde araştırma yaptık. Bir de kolon kanseri açısından yüksek risk taşıyan kişileri çalışmaya dahil ettik. Bunlar, ailesel polipli veya kolon kanseri bulunan kişilerdi.
Söz konusu meyvelerden kansere yönelik ilaçlar üretilebilecek. Ama her birinin nasıl etki ettiği, kanseri nasıl önlediği veya tümörlerde küçülme sağladığı konusunda daha geniş çalışmalara ihtiyaç olduğu kesin. Hatta içindeki etkin maddeleri artırabilmek için meyvelerin genetiğiyle oynanarak kanser açısından daha faydalı hale getirilmeye çalışılıyor. Herkes, günde 4-5 öğün sebze-meyve tüketmeli. Son yıllarda öğün sayısının 8-9′a çıkması gerekli diyen uzmanlar da var.Ne şekilde olursa olsun, bu meyvelere öğünlerde mutlaka yer
verilmeli" dedi.
Kanser hastalarının yüzde 47’sinde değişik düzeyde ruhsal bozukluklar görülebiliyor, depresyonun kanser hastalarında görülme oranı ise yüzde 5 ile 60 arasında değişiyor.
Kanser hastalarının yüzde 19’unda travma sonrası stres bozukluğu saptandığını söyleyen Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Dr. Şeref Özer, “Türkiye’de hastaların yaklaşık yüzde 20’si söylenecekleri duymamak için doktorlarıyla konuşmamakta, bilgi alma sorumluluklarını yakınlarına yüklemekte, hastaların yarıdan fazlasında da hasta yakınları tanının hastalara söylenmesini istememektedirler” dedi.
Çek bilim adamlarının kanseri durdurma kapasitesine sahip yeni bir aşıyı ürettiği bildirildi. Çek Cumhuriyeti'nde günlük yayımlanan Mlada Fronta Dnes gazetesinin, prestijli tıp dergilerinden Clinical Immunology'ye dayandırdığı haberine göre, kansere karşı yeni bir aşı üretildi.
Haberde, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'daki Motol Hospital tarafından üretilen aşının birçok tümörün tedavisi için yararlı olduğu ve kemoterapi gibi yan etkisi olmadığı belirtildi.
Araştırmanın öncüsü Jirina Bartunkova, şu an klinik testler için istek taslağını hazırladıklarını söyledi. Çek araştırmacıların aşıyı, üzerinde 10 yıldır çalıştıkları özel bir metotla geliştirdikleri kaydedildi. Bu aşının melanom (habis tümör), lösemi (kan kanseri), bağırsak kanseri, yumurtalık kanseri ve tekrarlayan tümörlerin tedavisinde kullanılacağı vurgulandı.
Sağlık Bakanlığı, kemik iliği nakli bekleyen ancak verici bulamayan hastalar için yeni bir sistem geliştiriyor. Sağlık Bakanlığı, kemik iliği nakli bekleyen ancak verici ve merkez yetersizliği gibi nedenlerle bu imkanı bulamayan hastaların sorununa çözüm bulmak için ''Türk Kök Projesi''ni hayata geçirecek.
Bakanlıkta kısa bir süre önce oluşturulan Doku, Hücre Nakli ve Kan Hizmetleri Daire Başkanlığı'nca hazırlanan projeyle, nakil merkezi ve yatak sayısı artırılacak, planlanacak 27 sağlık bölgesinde, koordinasyon ve her bölgede gönüllü verici merkezi ile akraba dışı kordon kanı bankası kurulacak.
2009 sonunda uygulanmaya başlanacak proje ile ülke ihtiyaçları doğrultusunda yaygın dağılım gösterecek nakil merkezlerinin tam kapasite ile çalıştırılması ve 2 bin 500'ün üzerine de ilik nakli yapılması hedefleniyor. Sağlık Bakanlığı Kemik İliği Nakli Bilimsel Kurul ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, Türk Kök Projesi ile aynı zamanda kemik iliği nakli bekleme listesi hazırlanacağını bildirdi.
Bilim adamlarının kanserle ilgili araştırmaları sürerken, şimdiye kadarki çalışmaların ilgi çeken sonuçları arasında daha önce bazı mide rahatsızlıklarında kullanılan zencefilin kanser tedavisi sürecindeki mide bulantılarına karşı yardımcı olmasının belirlenmesi de yer alıyor.
Amerikan Kilinik Onkoloji Derneğinin (ASCO) Başkanlığını yapan ve Şikago Üniversitesi kan kanseri uzmanlarından Dr. Richard Schilsky, konuya ilişkin sunumun yapıldığı ASCO toplantısındaki açıklamasında, zencefilin binlerce yıldır mide rahatsızlıklarında kullanıldığını anımsatarak, kanser hastalarının acılarını azaltmak için ne yapabileceklerini sürekli sorduklarını, araştırmaların da tedavi sürecinde mümkün olduğu kadar düşük dozda kullanılan zencefilin bu konuda çok iyi sonuç verdiğini gösterdiğini kaydetti.New York Rochester Üniversitesinde kemoterapi uygulaması yapılan ve mide bulantısına karşı standart ilaç verilen 614 kanser hastasından bir bölümüne plasebo (fonksiyonu olmayan madde), bir bölümüne ise çeşitli dozlarda toz zencefilin kapsül içinde verildiğini anlatan uzmanlar, toz zencefil alan hastaların tümünde mide bulantılarının azaldığının tespit edildiğini belirtti.Araştırmacılar zencefilin mide bulantısını azaltıcı etkisinin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini kaydetti. Uzmanlar, kullanım miktarına bağlı olarak zencefilin pişirilmiş yiyeceklerle alınmasının da mümkün olabileceğini belirtiyor.